İçeriğe geç
Keşfet

Sakinleşmek hissetmek isteyenler için

Bugünkü haline uygun etiketle eşleşen yazılar.

Bedenimiz, Zihnimizin hızını takip etmek zorunda mı?

Bir toplantı bitiyor, zihnimiz çoktan bir sonrakine geçiyor.

Mesajlara cevap verirken başka bir işi düşünüyor, bilgisayarı kapatırken günün geri kalanını planlıyoruz.


İyi bir GÜN, İyi bir hayattan ne kadar farklı?

Bazı günler vardır; her şey yolunda gider. İşler yetişir. Güzel bir haber alırız. Sevdiğimiz biriyle zaman geçiririz. Eve dönerken günün iyi geçtiğini düşünürüz.

Peki iyi geçen bir gün, iyi bir hayatın göstergesi midir?

Bizi gerçekten iyi hissettiren ilişkilerin ortak bir tarafı var mı?

Bazı insanlarla birlikteyken zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyiz.
Konuşmak kolaydır.
Sessizlik rahatsız etmez.
Kendimizi anlatırken kelimelerimizi fazla tartmayız.


Bir mekân bize kendimiz hakkında ne anlatabilir?

Bazı mekânlara girdiğimizde kendimizi hemen rahat hissederiz. Bazılarında ise ne kadar güzel tasarlanmış olursa olsun, uzun süre kalmak istemeyiz. Bir ev, yıllardır gittiğimiz bir kafe, çocukluğumuzun geçtiği bir sokak ya da çalıştığımız bir ofis…

Bir ekipte iyi hissetmekle birbirine iyi gelmek aynı şey mi?

Bir ekipte çalışırken kendimizi iyi hissedebiliriz.

İşler yolunda gidiyordur, iletişim rahattı  sorumluluklarımızı yerine getiriyoruzdur.

Peki bu, ekibin birbirine iyi geldiği anlamına gelir mi?


Bedenimizi ne zaman gerçekten dinliyoruz?

Gün içinde bedenimiz pek çok küçük sinyal veriyor.

Uykumuz geliyor, Hareket etmek istiyoruz, Bir süre sessiz kalmaya ihtiyaç duyuyoruz.

Ya da olduğumuz yerde biraz daha kalmak istiyoruz.


Bedenimiz günün hikâyesini bizden önce anlatabilir mi?

Günün nasıl geçtiğini çoğu zaman akşam olduğunda fark ediyoruz.

“Bugün çok yoğundum” , “Biraz gerildim” , “Hiç durmadım”

Oysa gün boyunca bedenimizde olup bitenleri çok daha erken fark ediyor olabiliriz.


Bugün tekrar o yola çıksan, ne farklı olurdu?

Bugün tekrar o yola çıksan, ne farklı olurdu?

Mesela…

Aynı şehre gitsen.

Aynı masaya otursan.

Aynı şarkı çalsa.

Hatta yanında aynı insan olsa…

Gerçekten aynı şeyi mi yaşardın?

Muhtemelen hayır.

Zihnimiz “devam” derken bedenimiz ne anlatıyor?

Bazen yorulduğumuzu biliyoruz ama devam ediyoruz. Bir toplantı daha, Bir mail daha, Biraz daha çalışmak. Biraz daha yetişmek. Sonra fark ediyoruz. Omuzlarımız gerilmiş, Nefesimiz değişmiş, Zihnimiz hâlâ günün içinde dolaşıyor. Bedenimiz ise sanki bizden biraz daha yavaşlamamızı istiyor.